Kullanıcı Adı :
Şifre :
 

HABERLER

 

2004 öğrenim yılı başlayıp, okulların açılmasına rağmen, iyi-pekiyi dereceyle mezun olan öğrencilerimizin bir kısmı açıkta kalmış, yerleştirilme kağıtları gelmemişti(*). Bu durum da, değişiklik olmadan tekrar Kağızman a gitmek bana çok zor geliyordu. Türkan Saylan’ı arayıp “hocam bir şeyler yapabilirmiyiz ?” diye sorduğumun ertesi günü, Türkan Saylan “İstanbul da kontenjan açıkları var , çocuklar buraya gelebilirse kayıtları yapılacak” dediğinde, ilk aklıma gelen hemen Kağızman a gitmek ve çocukları alarak geri dönmek oldu. Durumu özetleyen bir mail yazıp Oğuz Özerden ve Tuna Brekleviç’e gönderip onay gelmesini bile beklemeden, telefonla aileleri aramaya başlamıştım bile.Bir gün sonra Kağızman YİBO’ da, okulun öğretmenleriyle birlikte yerleştirilmeyen öğrencilerin ailelerini aramaya başladık. Hareket için net tarihimiz belliydi, dört gün içinde çocukların tümünün ailelerine ulaşmamız gerekiyordu. Çocukların deyimiyle “rüya” gerçekleşti. İstanbul a hareket ettiğimiz 12 ekim sabahı 05.00’te Kağızman YİBO da bir şenlik havası vardı.Kağızman da, bir yıldır sürdürülen projede atılan bu adımla, kritik bir eşiği aşıyorduk.

Dört tam günümüz vardı ve maraton için start verilmişti. Gündüzler aileler ulaşmak ve okulun birimlerinin gezilmesi , yaz tatili boyunca görüşmediğimiz öğrencilerle geçirilecek, akşamları öğretmenlere , 8 ve 7 sınıflarla toplantıya, son akşam ise İstanbul kafilesiyle ayrılacaktı.

Geçen öğrenim yılında da öğretmenlerle toplantılar yapmıştık ama bu toplantının havası başkaydı. Tam katılımlı bir toplantıydı ve sürekli olarak yapılması gerekenlere ilişkin pozitif öneriler iletiliyordu. YİBO da bir başka rüzgar esiyordu bu sonbahar: Dinamizm ve sinerji.

Okulda 8 sınıflarla yaptığımız toplantıda projeyi ve amaçlarını tekrar konuştuk. Onlar için okumak artık muhayyel bir şey olmaktan çıkmış çok somut bir hedefti. Toplantıda en çok dile getirilen sorular “LGS için ek dersler ne zaman başlayacak” , “LGS için test kitapları ne zaman gelecek” oldu. Toplantı yurtlara ve sosyal etkinlik alanlarına ilişkin öğrencilerin önerileriyle devam etti.

Öğretmenler toplantısında ve öğrencilerle yaptığımız toplantılarda gündem aynıydı:

“ İyi bir örnek olmak için neler yapmamız gerekiyor? Eksiklerimiz neler?”

Projenin mutlaka başarılı olması gerekiyordu. Artık hedef büyütmüştük, sorumluluklarımız sadece Kağızman YİBO’ ya ilişkin değildi. YİBO’ lar da çok daha kötü koşullarda okumaya çalışan yaklaşık 300 bin öğrenci için Kağızman YİBO ön açıcı olabilirdi. Proje içinde yer alanlar, öğretmenler,YİBO öğrencileri ve lise için İstanbul’a gelenler kısaca “biz” in şimdi böyle bir hedefi var.

Kağızman da ilk günden itibaren İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin olanaklarının proje lehine “istismar” etmemize izin verildiğini “biz” biliyoruz. Ve “biz”, çok verilenden çok istendiğini de biliyoruz.

Kağızman ve İstanbul da atılan adımlar karşılıklı olarak artık birbirini besliyor.

Uçakla yalnız gittiğim Kars yolu bir türlü bitmemişdi. Dönüşümüz trenle 38 saat sürdü, ama yolun nasıl bittiğini anlamadık . Tren restoranında sohbet ederken, Mustafa’ “uzun ince bir yoldayız, uzunluk salt yoldan kaynaklanmıyor uzun soluklu olacağız” derken çok haklıydı. Güven, “borçlu olduğumuzu biliyoruz, bu borcu ödemenin en iyi yolu, meslek sahibi olup, geri gelerek benzer projelerde yer almak olacaktır” derken sorumluluğu anlatıyordu. Gönül “geride kalanlara bir yol açabilmek için İstanbul a gidiyorum” derken özgüveni, İlhan “İstanbul dan beklentilerimiz var. Bir de İstanbul’dan korkularımız var. Büyük şehir bizi yutar mı diye düşünüyoruz” derken İstanbul da zor bir yaşamın kendilerini beklediğini ifade ediyordu. “Kadir abi, biz sömestr tatilinde köye dönmeyelim. Sen bize iş bul çalışalım, harçlıklarımız çıksın.” Bu öneriyi toplu olarak yaparken onuru ifade ediyorlardı. Bunun üzerine , ortada “yardım eden” ve “yardım edilen” olmadığını, hepimizin bir projenin parçası olduğunu bir kez daha konuştuk. Nihat ve Burhan arkamızdaki masada, yolda tanıştığı bir öğretmene hararetle “biz” i anlatıyordu.

İlhan , yanan okul nedeniyle beş yıl öğretmen yüzü görmemişti, Gökhan ise ikinci sınıftan dörde atlamıştı. Erkeklerin çoğunun ise askere erken gitmeleri için doğum tarihleri öne çekilmişti. Gökhan’ın “Kadir abi ,babamın rekorunu kırdın , benim 16 kardeşim var, şimdi senin 20 tane çocuğun var” espirisi bir acı gerçeği ifade ederken, gülmekten hepimizin gözleri yaşarıyordu.

Yol boyunca çocuklar yaşadıklarını anlattıkça, geçen öğrenim yılı boyunca Kağızman YİBO’da öğrendiklerim iyice perçinlendi: YİBO’da çocuklar yaşamın acı gerçekleriyle erken yaşta tanışıyorlar. Bu, onların erken yaşta olgunlaşmalarını da beraberinde getiriyor. Sorumluluk , paylaşmak, öğrenmeye açlık, zorluklar karşısında sorun çözmeyi öğrenmek YİBO öğrencilerinin vazgeçilmez özellikleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu özellikler aynı zamanda, önleri açılırsa YİBO mezunlarının okuma şanslarını da yükseltiyor. Büyük kentlerde öğrenim gören gençlerimiz başka bir kentte okumakta, ailesinden uzaklaşmakta zorlanabilir, ama YİBO mezunları, lise ya da yüksel okulda okuma olanağını elde ettiği anda çok zor elde edilen bu olanağın hakkını vereceklerdir.

Kağızman’a öğrencileri getirmek üzere gidişimde, beni en çok sevindiren olaylardan biri de, yerleştirilmeyen öğrencilerin, ailelerini okumaya ikna ederek Kağızman Lisesi’ ne kayıt yaptırmış olmalarıydı. Tutulan evlerde 4-5 kişi bir arada kalıyorlardı ve bu evlerden okula yürüyerek bir saatte gidiyorlardı. Kışın başlamasıyla birlikte ne okula gitmeleri mümkün olacaktı ne de bu evlerde barınıp, ısınmaları. Ama onlar kararlıydılar okuyacaklardı.

Şimdi onlar İstanbul’ da . Yedisi kız toplam yirmi öğrenci İstanbul da liseye devam ediyor. Şimdi “biz” İstanbul’dayız. Başta Türkan Saylan’ın girişimi, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sağladığı olanak , devam ettikleri liseler ve kaldıkları yurtlardaki, öğretmenlerinin sıcak ilgisi “biz” e güç katıyor.

“Biz” sürekli büyüyor.Artık İstanbul da çocuklarımızın devam ettiği okullarda YİBO’ lar konuşuluyor. YİBO’ dan gelenlerin ders açıklarını kapatmak için öğrencilerini sabahları okula bir saat erken çağıran ve ek ders yapan öğretmenleri var. Cumartesi günleri ise saat 10.00’ da İstanbul Bilgi Üniversitesi’ nde oluyor YİBO’ lular. Akşam 17.00’ye kadar süren “abi” ve “abla” ların verdiği, bilgisayar,İngilizce, matematik, fizik,kimya, biyoloji dersleri için. Şimdi İstanbul Bilgi Üniversitesinin yeni bir klübü var: YİBO Gönüllüleri Klubü. “Biz”i çoğaltmak istiyoruz

Attığımız adımın ilk olmadığını biliyoruz.

Yalnız olmadığımızı biliyoruz.

“Biz”i paylaşmak ve büyütmek istiyoruz.

 

Kadir Karabulak
07 Kasım 2004

 

(*)YİBO’dan iyi-pekiyi dereceyle mezun olan öğrenciler MEB tarafından Türkiye’de birçok ilde bulunan yatılı okullara yerleştirilmektedir.

 

 

• Sunuş  
  • Dernek'ten  
  • Neler yapıldı  
  • Hasat Vakti  
  • Kağızman Modeli
 
  • Destekleyenler